Aylin Nazlıaka: “Gerçekten Aileyi Güçlendirmek İstiyorsanız Önce Yoksulluğu Bitirin"

03.05.2026

CHP Aile ve Sosyal Politikalar Başkanı Aylin Nazlıaka, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" genelgesine ilişkin, "Eğer gerçekten aileyi güçlendirmek istiyorsanız önce yoksulluğu bitirin, önce adaleti sağlayın, önce kadınları koruyun, önce çocukları koruyun. İktidara açık bir çağrı yapıyoruz: Milli Aile Haftası ilan etmek yerine, kadına yönelik şiddetle mücadele haftası ilan edin. Çocuk işçiliğiyle mücadele haftası ilan edin" açıklamasını yaptı.

Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Aile ve Nüfus 10 Yılı" genelgesine ilişkin yazılı açıklamasında, AK Parti’nin genelgeyi iktidara geldiği zaman hazırlaması gerektiğini belirtti.

"Nüfusu artırmak istiyorsanız, önce insanı yaşatın. Güçlü aile, çok çocukla değil, güvende çocukla olur. Aileyi büyüten rakamlar değil, haklardır" ifadelerini kullanan Nazlıaka, genelgenin toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretmekten ziyade, sonuç odaklı ve nedenleri görmezden gelen bir yaklaşıma sahip olduğunu vurguladı.

Nazlıaka, "Türkiye’de doğurganlık oranlarının düşmesi ya da evlilik yaşının yükselmesi bir 'tercih' değil; derinleşen ekonomik kriz, işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik hissinin doğal sonucudur. Genelgede gençlerin evliliğe teşvik edilmesinden söz edilmekte, ancak gençlerin neden evlenemediğine dair tek bir somut tespit bulunmamaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik kriz nedeniyle gençlerin evlenemediğine dikkati çeken Nazlıaka, genelgede doğum oranlarına yapılan vurgulara ilişkin şunları kaydetti:

"Kadını 'kuluçka makinası' gibi gören bu yaklaşım, kadınların birey olarak haklarını, istihdama katılımını ve özgürlüklerini geri plana itmektedir. Genelgede 'doğurganlık oranlarının artırılması' hedefi açıkça ifade edilmesine rağmen, kadınların çalışma hayatında karşılaştığı eşitsizlikler, kreş eksikliği, bakım yükünün adaletsiz dağılımı gibi temel sorunlara somut çözümler sunulmamaktadır."

"Çocuklar okulda açlıktan bayılıyor"

İktidarın nüfus ve aile planının hak temelli değil, nüfus odaklı bir mühendislik olduğunu belirten Nazlıaka, şunları kaydetti:

"Türkiye’de kadınlar çocuklarının gözü önünde şiddet görüyor, katlediliyor. Bu gerçek ortadayken aileyi büyütmekten bahsetmek samimiyetsizdir. Önce kadını koruyacaksınız. Geçen hafta Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye’ye açık çağrı yaptı; 'İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayın.' Genelgede uluslararası uygulamalara atıf yapılmış. O halde önce bu çağrıyı dikkate alsınlar.

Bugün ülkemizde çocuklar en temel haklarına bile erişemiyor. Barınma, sağlıklı beslenme, nitelikli eğitim, sağlık hizmetlerine erişim sorunları var. Okullarda hâlâ ücretsiz bir öğün bile verilmiyor. Çocuklar okulda açlıktan bayılıyor. İktidar bu tabloyu görmeden hangi 'sağlıklı nesilden' söz ediyor? Genelge kırsal nüfus dengesinden bahsediyor. Hangi kırsal nüfus? Tarımı bitirdiler. Hayvancılığı bitirdiler. Köylüyü toprağından kopardılar. Planlı tarım yerine maden politikalarıyla kırsalı boşalttılar. Toprağını savunan köylüye baskı uyguladılar. Esra Işık tutukluyken hangi kırsal kalkınmadan söz ediyorlar? Genelgede bakım ekonomisinden de bahsedilmiş. Türkiye’de bakım yükü kadınların sırtında. Ücretsiz emekle ayakta duran bir sistem var. Kadınları sigortalamadan, sosyal güvence sağlamadan, emeklilik hakkı vermeden hangi bakım politikasını anlatıyorlar? Bu genelge, kadını birey olarak değil, doğurganlık üzerinden tanımlayan bir anlayışın ürünüdür.

"Hiçbir şeffaflık ve denetim mekanizması tanımlanmamıştır"

Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Eğer gerçekten aileyi güçlendirmek istiyorsanız; önce yoksulluğu bitirin, önce adaleti sağlayın, önce kadınları koruyun, önce çocukları koruyun. İktidara açık bir çağrı yapıyoruz; Milli Aile Haftası ilan etmek yerine, kadına yönelik şiddetle mücadele haftası

ilan edin. Çocuk işçiliğiyle mücadele haftası ilan edin. Ayrıca bu tür kapsamlı bir toplumsal dönüşüm hedefinin bir genelge ile yürürlüğe konulması ve yasama organını devre dışı bırakması kabul edilemez. Böylesine önemli bir konu, toplumsal mutabakatla, Meclis’te tartışılarak ve bilimsel veriler ışığında ele alınmalıdır.

Son olarak, 'iş birliği' ve 'veri temelli analiz' gibi ifadeler metinde yer alsa da bu süreçlerin nasıl işletileceğine dair hiçbir şeffaflık ve denetim mekanizması tanımlanmamıştır. Bu da genelgenin uygulamada keyfi olacağını bir kez daha gösteriyor. Özetle bu genelge, yoksulluğu, güvencesizliği ve eşitsizliği çözmeden nüfusu artırmaya çalışan, kadınları birey değil, 'doğurganlık unsuru' olarak gören ve demokratik süreçleri dışlayan bir anlayışın ürünüdür."