08.04.2026
Sosyal Demokrasi Derneği'nin (SDD) düzenlediği "Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa" etkinliğinde konuşan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü Bülent Tezcan, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde hem politika kurullarında çalışan 134 politika kurulu üyesi arkadaşımız, onun arkasında gönüllü, ismi olmadan çalışan yüzlerce arkadaşımız, önümüzdeki dönemin somut hükümet politikalarını, hükümet programını çalışıyorlar. Hazırız iktidara. Hissettiniz, gördünüz, dinlediniz. Her noktada ne yapacağını bilen bir ekiple yürüyoruz ve toplumun karşısına, halkın karşısına böyle çıkmaya hazırız" dedi.
Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) tarafından “Dokuz Umde’den Sosyal Demokrat Programa… Cumhuriyet’in Köklerinden Halkın Yarınına: Parti Programından Hükümet Programına” başlıklı etkinlik Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlendi. 8 Nisan 1923’te yayımlanan Dokuz Umde’nin yıl 103’üncü dönümünde, CHP’nin beş genel başkan yardımcısı ve dokuz politika kurulu başkanının kendi alanlarında partilerinin hükümet programını anlattığı oturumların ardından SDD Genel Sekreteri Ali Onat Çetin ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü Bülent Tezcan kapanış konuşması yaptı.
Sosyal demokrasinin dünyada değişimin, dönüşümün, emeğin üstünlüğünün, halka sahip çıkmanın yok sayılanların ikinci plana atılanların ekonomik olarak güçlü olmayanların toplumsal olarak terk edilmiş olanların yüz yıllara dayanan büyük mücadelesinden süzülen bir dava olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Genel Koordinatörü Bülent Tezcan, Sosyal Demokrasi Derneği’nin Türkiye'de bu mücadelenin temsilciliğini yaptığını söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin ideolojisinin mayasında sosyal demokrasinin tohumlarının olduğunu, Dokuz Umde Beyannamesi'nde de bunu gördüklerini söyleyen Tezcan, "Kurulduğu günden bu yana Cumhuriyet Halk Partisi değişimin ve devrimin partisidir ve ruhunda tam bağımsızlık inancı vardır. Yaptığı bütün işlerde hem ulusal kurtuluş mücadelesini verirken o ruhta hem biraz önce değerli başkanlarımız anlattı. Millî savunmada, millî güvenlikte, iç güvenlikte, dahiliyede, sağlıkta, eğitimde, ekonomide, tarımda, sanayide bütün temel meselelerde aslında çok esaslı bir duygu var: tam bağımsızlık inancı. 'Ekonomik bağımsızlık olmazsa siyasal bağımsızlığınızı yaşatamazsınız, yaşatamayız' diyen bir büyük anlayışın cisimleşmiş, örgütlenmiş programa dönüştürülmüş hâli Cumhuriyet Halk Partisi" dedi.
"TARİHİ HATIRLAYACAĞIZ AMA TARİHİN İÇERİSİNDE BOĞULMAYACAĞIZ"
CHP’nin 1959 seçimleri öncesi açıkladığı İlk Hedefler Beyannamesi'ne değinen Tezcan, şunları kaydetti:
"Bugün hâlâ aradan geçen bu zamandan sonra aynı şeyleri konuşuyoruz. Aynı sıkıntıları tartışıyoruz. Anayasal güvence, hukuk devleti, serbest, eşit, dürüst seçim. İlk Hedefler Beyannamesi'nde aynen ifade edildiği şekliyle okudum: 'Serbest, eşit, dürüst seçim.' E bugün buna ihtiyacımız yok mu? Bugün 15,5 milyon vatandaşın oyuyla cumhurbaşkanı adayı seçilen adayımız Ekrem İmamoğlu tutsak değil mi? 25 milyon insanımızın imzayla 'sandığı önümde, adayımı yanımda istiyorum' diyerek imza verdiği bir yerde Türkiye'de serbest, eşit yarışma hakkı var diyebilir miyiz? Bir Türkiye'nin birinci partisinin, iktidar partisinin doğrudan doğruya yargısal bir operasyonla mahkeme kapılarında kapatırız ya da butlan tehdidiyle tartışılır hâle getirilmesi Türkiye'de serbest, eşit, dürüst bir seçim ve rekabet ortamının olduğunu söyleyebilir miyiz? Böyle bir yerde. İşte böyle bir tablodayız. Yani hem bizim mayamızdaki demokratik, özgürlükçü, hukuka dayanan, yenilikçi, devrimci tutum devam ediyor hem de Türkiye'yi asırlar öncesinde tutmaya çalışan ceberut anlayışın saldırıları devam ediyor. Ne yazık ki tarih tekerrür etmemeli ama bu örnekleri bir kere daha yaşatıyor. İşte bu siyasal sürekliliğin, bu tarihsel sürekliliğin bir siyasal sıçramaya dönüştüğü yıl 1973. Sosyal demokrasinin uzun zaman sonra tekrar Türkiye'de 'Ak Günlere' bildirisiyle, hani Dokuz Umde Beyannamesi aslında bir seçim beyannamesiydi ya, işte 1973'ün 'Ak Günlere' beyannamesi tam da Cumhuriyet Halk Partisi'nin mayasındaki o sosyal demokrasinin değerlerini evrensel sosyal demokrasinin evrensel değerleriyle buluşturduğu yıllardaki siyasal sıçramanın temelini oluşturuyor. Orada tarımla ilgili, emekle ilgili, emek dünyasıyla ilgili, iş dünyasıyla ilgili, çalışanlarla ilgili, öğrencilerle ilgili, işçilerle ilgili bütün toplumun esaslı meseleleriyle ilgili çok ciddi vurgular var. Ne diyor? Hep ezberlemişizdir: 'Ne ezilen, ne ezen, insanca, hakça bir düzen.' 1973 'Ak Günlere' programının sloganlaştırdığı ve seçim bildirgesine yazdığı slogan hâlâ geçerli değil mi? 'Emeğin hakkını savunacağız' diyor. 'Üretken sanayi' diyor. Bakın bugün bunu konuştuk. İlk bölümde değerli politika başkanlarımız anlattı. Üretken sanayi parti programımızda bugün bunu tekrar büyük bir gururla söylüyoruz. Bunun temsilcisi biziz. Üretken sanayi diyor. Tekelciliği reddediyor. Bakın sanayiye, sermayeye düşman değil. Sermayeye karşı değil ama tekelci sermayenin üretken sanayiyi, üretimi ortadan kaldırmasına karşı o esaslı duruşu temsil ediyor. Bugün de aynı noktadayız. Bugün 2025 programımızda ne mutlu bize ki bunu söylüyor. O tarihsel sürekliliğimiz aynı şekilde devam ediyor. Bu tarihi uzun ve keyifle, onurla konuşabiliriz ama başarmak zorundayız. Tarihi hatırlayacağız ama tarihin içerisinde boğulmayacağız.
"BİRÇOK BADİREDEN GEÇTİK AMA BU GELENEĞİ HEP DEVAM ETTİRDİK"
1980'ler, Sosyal Demokrasi Partisi, sonra Halkçı Parti, sonra ikisinin birleşip Sosyal Demokrat Halkçı Parti, sonra onunla Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeniden açıldıktan sonra birleşip tekrar Cumhuriyet Halk Partisi'nin yolculuğunda hep bu köşe taşları, bu adımlar, bu noktalar var. Bunu hiç unutmadık. Birçok badireden geçtik ama bu geleneği hep devam ettirdik. Bunu hiç unutmadık. İşte biz buna Kuvayı Milliye ruhu diyoruz. O ruhla bugüne kadar geldik ve bugünden sonra da onunla devam edeceğiz ve biraz önce dedim ya 1973'te o tarihsel süreklilik bir siyasal sıçramaya dönüştü diye, şükürler olsun ki 2024 yılında da aynı tarihsel süreklilik yeni bir sıçramaya dönüştü. 31 Mart 2024 yılında bu dava, bu inanç, bu anlayış 47 yıl sonra tekrar Türkiye'nin birinci partisi oldu ve bundan sonra da o hattı terk etmeyeceğiz. Hiç şüphe duymuyorum. Bunun sebeplerini ayrı konuşuruz. Nasıl yaşatacağız? Nasıl büyüteceğiz? Ama işte burada yaşanan örnek, Sosyal Demokrasi Derneği'nin bu değerli programı, çalışması ve değerli genel başkan yardımcılarımız, değerli politika başkanlarımız, gölge bakanlarımızın bu esaslı bizimle paylaştıkları sunumlar bundan sonraki süreçte o tarihsel sürekliliğimiz içerisindeki siyasal sıçramayı 2024 31 Mart'taki siyasal sıçramayı nasıl genel seçimlerde bir iktidar programına ve projesine dönüştüreceğimizi gösterecek. Çalışmaya devam edeceğiz.
2025 yılında çok ciddi bir emekle, büyük bir çalışmayla, arkasında yüzlerce kişinin emek verdiği ve Türkiye'nin 81 ilinde test edilerek süzülerek gelen program çalışması yapıldı. 2025 programı. Bakın ismi çok önemli. Sadece bugünü çok iyi tarif eden ama yarına çok iyi, aynı ölçüde ışık tutan bir isim. 'Güçlü yurttaş, güvenli gelecek, kazanan Türkiye.' Güçlü yurttaş. Yurttaşın, cumhuriyetin yurttaş düzeyine getirdiği insanın marabaya dönüştürülmeye çalışıldığı bir dönemde, insana maraba diye bakılan bir süreçte yeniden yurttaşı esas alan ve güçlü yurttaş; her şeyiyle, umuduyla, inancıyla, eğitimiyle, kazancıyla, işiyle, aşıyla, sağlık hizmetiyle, eğitim hizmetiyle, güvenlik hizmetiyle, yarışma hakkıyla, liyakatiyle her şeyiyle yurttaş olan ve 'arkamda sadakatli olduğum sürece değil, liyakatli olduğum sürece beni kucaklayan bir ülkem, beni kucaklayan bir devletim ve parçası olduğum bir milletim var' diyecek güçlü yurttaş. Bunu hedefliyoruz ve bunu yapacağız. Hedefimiz bu. Aynı cumhuriyeti kuranların o dönemdeki inancı nasılsa aynı coşkuyla bunu yapacağız. Güvenli gelecek. Yani Türkiye'nin hem bugünüyle ilgili hem geleceğiyle ilgili çok ciddi güvenlik endişelerimiz yok mu? Sadece klasik güvenlik anlamında değil, gelecek güvencesi açısından kendilerini güvende hisseden bir toplum muyuz? Çocuklarımız, üniversite mezunu gençlerimiz geleceklerini yurt dışında aramıyor mu? Öyle bir Türkiye ve güvenli gelecek programı buraya odaklamışız. Güvenli bilgi, çok söze gerek yok. İşte güçlü yurttaş, güvenli gelecek, kazanan Türkiye.
Şimdi bu parti programının üzerinde hükümet programı çalışmalarımız devam ediyor. Bugün burada hem hükümet programıyla ilgili yapılan o kıymetli çalışmaların ilk çıktılarını hem de parti programı çerçevesinde bu anlattığımız çalışmanın çıktılarını sizlerle paylaştı arkadaşlarımız. Tabii ki Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde hem politika kurullarında çalışan 134 politika kurulu üyesi arkadaşımız, onun arkasında gönüllü, ismi olmadan çalışan yüzlerce arkadaşımız bu konuda parti programı temelinde önümüzdeki dönemin somut hükümet politikalarını, hükümet programını çalışıyorlar. Hazırız iktidara. Hissettiniz, gördünüz, dinlediniz. Her noktada ne yapacağını bilen bir ekiple yürüyoruz ve toplumun karşısına, halkın karşısına böyle çıkmaya hazırız. Ama tabii bu raporlar önümüzdeki hemen en yakın zamanda partinin, nasıl ki parti programı kurultaydan geçip partinin kurultay delegelerinin onayladığı bir parti belgesine dönüşmüşse, o belge üzerinden şekillenen politika kurullarımızın çalışmaları da partinin yetkili organlarında görüşülüp parti belgesi hâline gelecek.
"İYİLİĞİN, UMUDUN VE GÜZELLİĞİN TEMSİLCİLERİNİN DE HÂLÂ AYAKTA OLDUĞUNU BUGÜN BİZLERE GÖSTERDİNİZ"
Özetle sona gelirken, bitirirken sevgili başkanlarım, genel başkan yardımcılarım, gölge bakanlarım önemli mesajlar verdiler. Şöyle birer cümleyle onları da hatırlamakta yarar var diyorum. Biz demokratik parlamenter sistemi gerçekten kuracağız. Bununla ilgili esaslı bir çalışmayı yürütüyoruz ve işleyen demokratik parlamenter sistemi kurma üzere esaslı bir yargı reformundan devlet reformuna kadar ciddi bir çalışmamız var. Bağımsız yargıyı gerçekten inşa edeceğiz. Buradaki konuşmalardan özel olarak seçip hatırlamamız gerekenleri söylüyorum. Çok kıymetli atladıklarım da olacaktır. Üretime dayalı kalkınmayı esas alıyoruz. Üretime dayalı kalkınma, kamucu yaklaşımla, kamunun imkânlarını üretimi teşvik eden ve piyasaya zayıf olanları terk etmeyecek teşvik edici bir kamucu anlayışla, şeffaf yaklaşımda planlama esaslarına dayalı bir ekonomik sistem ve mutlaka adil bölüşüm. Sadece üretimi değil, bölüşümü hedefleyen bir ekonomik sistemi planlıyoruz. Güvenceli istihdam, emeğin üstünlüğü bizim vazgeçilmezimiz, örgütlü emek bizim vazgeçilmezimiz bu süre içerisinde ve yine bilimsel, demokratik, laik, parasız eğitim. Kaliteli, nitelikli, parasız eğitim. Sağlığı unutmamız mümkün değil. Yani Türkiye'nin en önemli meselelerinden birisi ve iktidarın bir dönem kayığına binip gittiği ve sağlıkla her şeyi sanki çok iyi yapmış gibi yıllarca iktidarının sebebi olarak motor olarak kullandığı sağlığı temel bir hak olarak göreceğiz. Bir meta değil, bir ticari emtia değil, bir kazanç kapısı değil, bir yaşam kapısı olarak, insanca yaşam kapısı, kazanç kapısı değil, insanca yaşam kapısı olan hak olarak gören bir sağlık yaklaşımıyla Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Akılcı, öngörülebilir, çok boyutlu bir dış politika. Bunu vurguladı sevgili başkanlarımız ve yine Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bütün bu önemli dönüşümlerine sahip çıkarken güvenlikle ilgili en önemli noktalardan biri, siyasetten arındırılmış Türk Silahlı Kuvvetleri, savunma sisteminde kamu yönetiminde liyakati esas alan ve bütün meseleleri bütüncül bir biçimde ele alıp kamu yönetimi reformuyla devleti yeniden inşa eden bir yapıyla devlet reformuyla yolculuğumuza devam edeceğiz. Yani artık siyasetin tasfiyesinin iktidar eliyle yaşatılmaya çalışıldığı bir süreçte sadece muhalefetin değil, toplam siyasetin tasfiye edilmeye çalışıldığı bir dönemde, yarışma hakkının, adil rekabetin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir dönemde, yani kötülüklerin yine devam ettiği bir dönemde iyiliğin, umudun ve güzelliğin temsilcilerinin de hâlâ ayakta olduğunu bugün bizlere gösterdiniz."
07.10.2025
21.05.2025
19.05.2025
14.05.2025
13.02.2025
10.02.2025
03.02.2025