26.02.2026
CHP tarafından Kastamonu’da düzenlenen Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması’nda konuşan Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, bölgelerde yapılan ve yerel medyanın sorunlarının konuşulduğu toplantıların çıktılarını bir araya getireceklerini belirterek, "Bu çıktıları hükümet programına eklemeye çalışacağız. Orada sizin sorunlarınızı, sizin önerdiklerinizle çözmenin derdine düşeceğiz. Hani bizim sloganımızda var ya hepimiz bir bütünüz. O bütünlükle gitmesi gerekiyor. Demokrasi; basının güçlü olmasıyla, bağımsız yargıyla, Cumhuriyet değerlerine, Atatürk değerlerine sahip çıkmayla olur. O da sizle olur" dedi.
CHP İletişim’in Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlediği Yerel Medya Buluşmaları’nın dördüncüsü bugün Kastamonu’da “Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması” başlığında düzenlendi. Zonguldak, Karabük, Sinop, Bartın, Düzce, Bolu, Çorum, Amasya, Samsun ve Bartın’dan yerel medya temsilcilerini bir araya getiren buluşmanın açış konuşmalarını CHP Kastamonu İl Başkanı Dilek İlke Karabacak, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı ile CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut yaptı. Bulut’un konuşması şöyle:
“GAZETECİLİK YAPILAMADIĞINDA ÜLKEDE HAKİKATİ TARTIŞMAK MÜMKÜN OLMUYOR”
“Bugün dördüncü yerel buluşma toplantımızı yapıyoruz. Ege'de yaptık, Marmara’da yaptık, Batı Akdeniz'de yaptık ve bugün de Batı Karadeniz, bir Ramazan gününde yaptık, zor bir dönemde yaptık. Ama işlerimiz çok, zamanımız az. O yüzden bir bölge toplantısı halinde yapıyoruz bunu. Dokuz ilimiz davetli. Adı yerel medya ama gazetecilik bir bütün. Yerel medyadaki gazetecilerle ulusaldaki gazeteciler, ekrandaki gazeteciler, dijitaldeki gazeteciler; bunların hiçbiri ayrışmıyor. Hepsi öz itibarıyla gazeteci. Onların sorunlarını konuşacağız, aslında memleketi konuşacağız, memleketin sorunlarını konuşacağız. Çünkü gazetecilik lafta değil, gerçekte kamu hizmeti veriyor. O kamu hizmeti verirken gazeteciliğin sonuçlarını tartışmak, sadece gazetecilere has bir sorunu tartışmak anlamına gelmiyor. Bizzat ülkenin demokrasisini tartışmak anlamına geliyor, bireysel özgürlükleri tartışmak anlamına geliyor, düşünce özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü tartışmak anlamına geliyor. Eğer o damar tıkalıysa yani gazeteci gazetecilik mesleğini yapamıyorsa, gazete basılamıyorsa ya da yaptığı yayınlar daraltmaya giriyorsa ya da yukarıdan tek sesli bir talep geliyorsa orada gazetecilik yapılmıyor. O zamanda ülkede hakikati tartışmak neredeyse mümkün olmaz hale geliyor
“TARİHİN EN KARANLIK DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ”
Tabii bu coğrafyada hakikati tartışmak her zaman sorunlu olmuş. Ama o hakikat her seferinde de bir başka şekilde hayat bulmuş. Anadolu coğrafyası o hakikatleri aşma mücadelesi içerisinde olmuş. Bugün belki de tarihin en kötü dönemini yaşıyoruz. Basın açısından, demokrasi açısından bir karanlık dönemi yaşıyoruz. O karanlık döneme ışık tutmak isteyen insanlarımız var, gazetecilerimiz var. Örneğin Alican Uludağ, iki gün önce cezaevine atıldı. Birçok arkadaşımız medyada yer bulamıyor ya da gazetecilik faaliyeti yaparken sansüre uğruyor. Bu dönem o dönemlerle mukayese edilmeyecek derecede karanlık. Çünkü yaşam hakkı verilmiyor. Ulusalda gazeteler, havuz medyası diye tarif ettiğimiz gazetelerin, televizyonların sahipleri bile belli değil. Baktığınızda iki kutup dışında bir başka mecrada gazetecilik yapılmayacak bir dönem var. O yüzden bu dönem geçmiş dönemden daha kirli ve karanlık. O dönemde öyle ya da böyle hakikati ifade eder, o hakikatle sonuçta başınıza bir bela gelirdi. Ama bugün o hakikatleri ifade edebileceğiniz mecralar çok azalmış durumda. Diyebilirsiniz ki ‘Dijitalde bunu yapabilirsiniz.’ Vallahi çok zor yaparsınız. Çünkü orada da bir teknoloji lazım, ekonomik imkan lazım. Sizin bandınızın daraltılmaması gerekiyor. Sansüre uğramamanız gerekiyor. Buna çok somut bir örnek; İmamoğlu'nun hesabı kapatılabiliyor ya da daraltmaya uğruyor.
“YEREL MEDYAYI GÜÇLÜ TUTMAZSANIZ ULUSALI TUTMA İHTİMALİNİZ YOK”
Peki bunu nasıl aşarız? Bugünkü toplantının esprisi o. Gazetecinin, basının en önemli sorunlarından bir tanesi ekonomik özgürlük. Ekonomik özgürlüğü nasıl sağlayabiliriz? Birilerine bağlı olmadan gazeteciliği nasıl yapabiliriz? Yerel medyada bu işi nasıl aşabiliriz? Yerel medya kentin hafızasıdır. Eğer siz basını engellerseniz bugünkü gibi anormallikler normalleşir. Her türlü kötülük normal hale gelir. Ve o iletişimi kestiğinizde aslında özgürlüğü kesmiş oluyorsunuz. Kentin hafızası kesilince özgürlük de kesilmiş oluyor. Bunların hepsini ayağa kaldırmanın bir formülünü bulmak ve buna yerel medyadan başlamak lazım. Yerel medyayı güçlü tutmazsanız ulusalı tutma ihtimaliniz yok. Kastamonu'da yaşananları Ankara'ya anlatabilmek ya da gündem edebilmek yine bu ilin gazetecileri sayesinde mümkün olacaktır. O vesileyle demokrasi ve özgürlük dediğiniz, sadece yukarıdan, sadece bir kesime ya da bugün yaşandığı gibi sadece AK Parti’ye oy verenlerle olabilecek bir şey değil, bir bütünlük. O bütünlüğün içerisinde bunu yapmak lazım. Türkiye'de bu kamu hizmeti veriyoruz diyoruz. Buna ilişkin emareler nedir? Yani neler yapılıyor? Örneğin bu iktidar bu konuda hiç çalışma yapmıyor mu? Evet yapılıyor, bu alana bütçe de ayrılıyor.
“TRT SARAYIN YAYIN BÜROSU HALİNE GELMİŞ DURUMDA”
Örneğin vergi verdiğimiz TRT hepimizin kurumu. Bu da bir kamu hizmeti vermek açısından kurulmuştur. Bir kamu hizmeti vermesi açısından, gerçekleri halka aktarması açısından çok kıymetli. Ama baktığınızda TRT değil devletin yayınlarını yapmak, iktidarın yani AK Parti’nin yayınlarından bile vazgeçmiş; sadece sarayın yayınlarını, sarayın irtibat bürosu, yayın bürosu haline gelmiş durumda. Kendi vergilerimizle verdiğimiz bu kamu kurumu, CHP’nin seçim dönemindeki reklamını parasıyla bile yayınlamaz hale gelmiştir. Diğer kamu kuruluşu Basın İlan Kurumu, yerel medya için çok kıymetli olan bir kurum. Ve bu kurumun size destek vermesi gerekiyor. Ama baktığınızda bazı illerde yerel medyayı tekleştiriyor, bütünleştiriyor. Ya da onu keyfi, o bölgenin yöneticilerinin kendi inisiyatifine bırakıyor. Yani eğer siz yerel medyada eleştiri yapıyorsanız siz Basın İlan Kurumu'ndan herhangi bir destek alamıyorsunuz. Diğer önemli kuruluş İletişim Başkanlığı. Kuruluş amaçlarından bir tanesi Türkiye’nin itibarını güçlendirmektir. Ama İletişim Başkanlığı, havuz medyasının tek başlık altında haber çıkartmasını sağlayan kuruluş haline gelmiş durumda. Yine sarayın aparatı haline durumda.
“DEMOKRASİ, BASININ GÜÇLÜ OLMASIYLA OLUR. O DA SİZLE OLUR”
Bunları söyleme gerekçem onları eleştirmek için değil, var olan durumu aktarmak için söylüyorum. İşte bu durumdan kaynaklı olarak basının gelişme ihtimali yok. Bu durumdan kaynaklı olarak yeni Uğur Mumcu’ların çıkma ihtimali çok zorlaşıyor. Bunları engellememiz gerekiyor. Bunları da sizle engelleyeceğiz. Biz bu yaptığımız toplantıları sonuçta tüm Türkiye'de yapacağız. Batının sorunuyla doğunun sorunu birbirinden farklı olabilir. Onları bütünleştireceğiz. Son olarak bu toplantıları bitirdikten sonra, İstanbul büyük bir toplantıyla yaptığımız çalışmaları somuta döndüreceğiz. Hükümet programına eklemeye çalışacağız. Orada sizin sorunlarınızı, sizin önerdiklerinizle çözmenin derdine düşeceğiz. Kısaca amacımız budur. Hani bizim sloganımızda var ya hepimiz bir bütünüz. O bütünlükle gitmesi gerekiyor. Demokrasi; basının güçlü olmasıyla, bağımsız yargıyla, Cumhuriyet değerlerine, Atatürk değerlerine sahip çıkmayla olur. O da sizle olur.”
Buluşma, yerel ve ulusal medya temsilcilerinin konuşmacı olduğu panel ve söyleşilerle devam ediyor.
07.10.2025
21.05.2025
19.05.2025
14.05.2025
13.02.2025
10.02.2025
03.02.2025